START-UPLAR İÇİN YENİ BİR DÖNEMİN KAPILARI AÇILIYOR: UNICORNLAR GİBİ DEĞİL, DEVELER GİBİ DÜŞÜNMENİN ZAMANI
Covid-19’un ardında bıraktığı dünyada küresel olarak ortaya çıkan birçok problemden biri de pazarlardaki durgunluk ve zorlu koşullardır. Bu durgunluk ve zorlu koşulların girişimciler/startuplar için oluşturduğu baskıyı kırmak, Silikon Vadisi’nde “tek boynuzlu at” olarak adlandırılan ve hızlı büyümeyi hedef alan start-up modeliyle artık mümkün değildir. Günümüz küresel pazarlarında tek boynuzlu atlar yetiştirmek yerine develer gibi düşünmeye başlamak start-uplar için daha faydalı ve verimlidir.
Değeri 1 milyar dolardan fazla olan start-uplar için Silikon Vadisi’nde kullanılan tek boynuzlu at/unicorn metaforu hızlı büyümenin ancak uygun koşullar altında gerçekleşmesiyle ortaya çıkabilir.
Bu yüzden günümüzdeki küresel pazarın durumunu ve özellikle gelişmekte olan pazarları ele aldığımızda develer gibi düşünmek oldukça önemlidir. Çünkü ilk olarak develer karşılaştıkları olumsuz koşullar hayatta kalabilme becerisine sahiptirler. Çöl kuraklığı, kutup soğuğu, aylar süren susuzluk ve açlık, sürekli ve sert biçimde değişen iklim koşulları gibi birçok zorluk altında hayatta kalabiliyorlar. Yavaş fakat istikrarlı ve adaptasyon yeteneği yüksek olan develer, böylece krizlerde ayakta durabiliyorlar.
Bunu yaparken de unicornlardan yani, hızlı büyümeyi verimliliğin önüne koyan start-up modellerinden farklı olarak üç strateji uyguluyorlar.
- Dengeli büyüme ve gelişme:
Develer gibi düşünen start-uplar en az Silikon Vadisi’ndeki tek boynuzlu at start-uplar kadar hırslı ve şevk dolu olsalar da onlardan farklı olarak hızı değil, denge ve verimliliği ilk sıraya koyarlar. Bu stratejide de üç önemli faktör vardır: fiyatlandırmanın başlangıçtan beri olması, start-upın var oluş aşamasından beri düzenli ve akıllıca takip edilen maliyet yönetimi ve izlenilen yolun yörüngesinde değişiklikler yapmak. Bu üç temel faktör ile start-uplar başlangıçtan itibaren ürünlerinin fiyatından çok konum ve kalitesine daha çok önem veriyor, kar-zarar ve büyüme eğrisinin düzenli olarak yönetimi sayesinde kendilerini oluşabilecek büyük krizlerden koruyor ve gerektiği zaman risk alıp ellerindeki şansı kullanarak büyüme ve gelişmeyi garanti etmiş oluyorlar.
-
Uzun vadeye yayılmış ve düşünülmüş bakış açısı:
Her bir start-up başlangıçta şirket kurarken bu sürecin uzun vadeli bir çaba ve emek gerektirdiği bilir. Bu durumda develerin yaradılışında var olan uzun vadede hayatta kalma özelliği, start-uplar için örnek alınması gereken bir diğer özelliktir. Unicornlardan farklı olarak develer başlangıçta sadece hayatta kalmayı birincil hedefi yapar. Zaman geçtikçe bu hayatta kalma hedefine farklı hedefler eklenir. Bir start-up için deve gibi düşünmek de küresel pazarda hayatta kalmanın ardından başarılı bir iş modeli ve ürün oluşturmak, gerçekçi ve koşullara uygun operasyon yeteneğine sahip olmak demektir. Bu strateji de göze çarpan ana fikir, hızlı büyümenin etkisine kapılmadan zamanında risk almak ve planlı, istikrarlı bir operasyon sürecini takip etmektir.
-
Dayanıklılığın anahtarı olan genişlik, esneklik ve derinlik:
Koşullar uygun olduğunda hızlı bir şekilde büyüyen unicorn start-uplar bu stratejinin tamamen zıt kutbundadır. Çünkü koşulların her zaman iyi olmadığı küresel piyasada, özellikle daha küçük pazarlarda yaşam döngüleri başlayan start-uplar ancak develer gibi düşünebilirse hayatta kalabilir. Bu start-up şirketlerin karşılaştıkları kısıtlamalar ve zorluklar onları daha derin düşünmeye ve daha esnek, daha derin eylemlere zorlamaktadır. Bunlardan biri de start-up şirketin sunduğu hizmet ya da ürünü bölgesel olarak farklı merkezlerde sunmasıdır. Böylece ürünün nerelerde başarılı olup olmadığı, başarılı olmadığı yerlerde neden ilgi görmediği gibi birçok çıkarım, şirketin bu süreçten ders çıkarıp büyüme ve gelişmesine katkı sağlar. Diğer yandan sahip oldukları iş tanımına ve ürünlere ek olarak destekleyici hizmetler sunmaları da rakipleri tarafından keşfedilmemiş müşteri istek ve ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlar. Bu da start-up firmasını önceliği olan hayatta kalma hedefine bir adım daha yaklaştırır.
Ancak birden fazla alana yönelmek ileri gitmemesi gereken bir eylemdir. Zorluklar ve büyük emeklerle kurulmuş bir start-upın yapacağı en akıllıca hamle sahip olduğu derinlik ve genişliği zamanı gelince bir deve gibi kullanmayı bırakmak, güçleneceği ve dengeyi sağlayabileceği noktaya odaklanmaktır.
Sonuç olarak, günümüz küresel pazarlarında bir start-up şirketi için Silikon Vadisi’nin tek boynuzlu atı/unicornu gibi düşünmek yerine develer gibi düşünmek girişimcilere birçok fayda sağlamaktadır. Zorlu koşullara yüksek adaptasyon yeteneği ile karşılık vererek uzun vadede hayatta kalabilmek, dengeli büyüyebilmek, derin, geniş, esnek düşünce ve eylemlerle rekabet ortamındaki dayanıklılığı artırmak bir start-up şirketin develer gibi düşündüğünde elde edeceği kazançlardır. Dezavantajların avantajlardan daha fazla olduğu küresel piyasada hayatta kalabilmek için develer gibi düşünmenin tam zamanı!